Gelin tanış olalım/Sözü güzel kılalım Sevelim sevilelim/Dünya kimseye kalmaz
YUNUS EMRE
İnsanlar arasında dostluk, kardeşlik ve arkadaşlık tanımayla, tanışmayla başlar. Muhatap tanındıkça sevilir, sayılır. Tanışmayla fertler arasında ünsiyet oluşur, muhabbet başlar. Muhabbettir dostluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin özü. Sözü güzel kılanda muhataba duyulan muhabbet, sevgi ve ilgiden başka bir şey değildir. İnsan sevdikçe sevilir, sevildikçe tanınır, tanındıkça ilgi ve alaka görür bütün sevdiklerinden.
Gönüllerde muhabbet duygularının gelişip yeşermesi kini, nefreti eritir, husumeti(düşmanlığı) yok eder. Kalplere atılan sevgi tohumları da ancak muhabbet dolu bir iklimde yeşerebilir. Düşmanlığa düşman olmak, gönülleri kazanma sevdalısı olmanın neticesidir. Gönülleri kazanma ise, ancak dostun evine misafir olmakla, dostluğa giden yolları aşındırmakla mümkün olur. Yunus Emre “Ben gelmedim davi için/Benim işim sevi için/ Dostun evi gönlerdir./Gönüller yapmaya geldim.” Diyerek bizleri sanki dostun evine misafir olmaya, dostluğa davet ediyor. Başka bir dizesinde ise “ Giderdim gönlümden kini, kin tutanın yoktur dini” diyor. Dostun evinin, yani gönüllerin hiçbir şekilde kin ile nefret ile doldurulmaması gerektiğine dikkat çekiyor. O kadar ki bunu din sahibi olmanın gereği olarak görüyor.Şeyh Galip “Hüsn-ü Aşk” mesnevisinde tasavvuf yolunda ilerlemenin kalp ülkesine yapılan yolculuk ile, kalp ülkesini fethetmeyle mümkün olacağını belirtir. Bir başka gönül dostu Hacı Bektaşi Veli “Makalât” adlı eserinde insanda kin ve nefret duygularının yeri olan kalbin aynı zamanda sevginin ve ilmin merkezi olduğunu belirtir. Kalplere nefret hakim olursa oradan ilim ve sevgiyi söker atar. Fakat kalpler sevgi ve ilimle dolarsa hiçbir kötülüğün orada yer bulamayacağını belirtir. Eskiler “Altının kıymetini erbabı sarraf bilir” diyor. Gönüllerin kıymetini de ancak gerçek gönül dostları bilir ve ona hak ettiği değeri de sadece hakkıyla onlar verebilir.
Bugünlerde toplumda gerilim ortamı oluşturulmaya çalışıldığına, insanları kaosa sürükleme faaliyetlerinin olabildiğince hız kazandığına şahit oluyoruz. Adeta milletimizin birlik ve beraberliğine kin ve nefret tohumları atılıyor kardeşlik düşmanlarınca. Bunun etkisinde kalan insanlar incir çekirdeğini doldurmayacak mevzularda dahi birbirlerini kırabiliyor. En ufak bir kırgınlıkta küsmeler, darılmalar, “şeytan görsün yüzünü demeler” ise artık moda söylem oldu konuşmalarda. Toplumun genelinde meydana gelen provakatif eylemler, okullardaki, üniversitelerdeki kavgalar v.b toplumsal olaylar bu fitne tohumlarının yeşermesi değil midir? Ya medyanın yangına körükle gider şeklinde verdiği haberler, ekranlarda toplumun değer yargılarına yapılan saldırılar, insanları kamplaşmaya, toplumu bölmeye yönelik girişimler de neyin göstergesi? Toplumun birliği için uğraşanlara, gelin birlik olalım diyenlere yapılan linç girişimlerinin sebebi nedir? Daha saymakla bitiremeyeceğimiz, tanış olmamızı istemeyen, sözü güzel kılmamızı engellemeye çalışan binlerce olay.
Acaba toplum olarak sevgi kahramanlarımızdan habersiz miyiz ki bunları yaşıyoruz? Onların çağrısına hiç mi kulak asmıyoruz? Yunus’a hiç mi değer vermiyoruz. Aşık Veysel’i mi bilmiyoruz? Acaba insana sevme kudretini vereni mi layıkıyla tanıyamadık? Muhabbeti kaynağından mı alamadık? onun için mi insana sevgi duyamadık. Yoksa şairin “Muhabbetten Muhammet oldu hasıl, Muhammetsiz muhabbete ne hasıl” dediği muhabbetin sırrına mı eremedik?
Bütün bunlar değilse peki bu düşmanca duyguların, itişip kakışmaların sebebi nedir? İşin aslın bakarsak bizi birbirimize düşürecek hiçbir şey yoktur. Çünkü bizim birbirimizi sevmemiz, kardeşçe yaşamamız için o kadar çok ortak değerimiz var ki hangisine sarılsak bize gönül kapılarını ardına kadar açar. Hem Üstâd dememiş mi dinimiz bir, kitabımız bir, Allah’ımız bir… daha nice birlerimiz mevcut. Bu kadar birimiz varken gelin birliğimize, dirliğimize çağrı yapalım. Ey yarenler! Ey insanlık gelin diyelim. Gelin birlik olalım. Gelin birlikte var olalım, bir olanı bulalım. Bu dünyanın faniliğini bilip, baki olan işlerle iştigal edelim. Yine Yunusça söyleyip “Elif okuduk ötürü/Pazar eyledik götürü /Yaratılanı hoş gördük/ Yaratandan ötürü…/ diyerek sevgi kahramanının anıldığı bu zaman diliminde O’na layık olalım, O’nun yolundan gidip insanları affetme bahtiyarlığına erişelim. Erişelim ki bu küçücük dünyamızı cennetlerden bir köşeye çevirip, sevgide dirilebilelim…
Muhabbetle kalın




















