Home Yazarlar

En az yarım saat en fazla bir saat ders çalışın

Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) tarafından hazırlanan ''Eğitimde etkin öğrenme ve ders çalışma yöntemlerinde verimlilik'' başlıklı broşürde, çalışma sürelerinin en az yarım saat, en fazla bir saat olarak ayarlanması, her bir saatte 10 dakika ara verilmesi tavsiye ediliyor.

Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için en temel girdinin öğrenci fonksiyonu olduğu belirtilen broşürde, öğrencinin herhangi bir bilgi, tutum ve davranışı öğrenmesi için öncelikli olarak öğrenmeye istekli olması gerektiği anlatılıyor.

Öğrencinin başarılı olabilmesinin etkin öğrenme ile gerçekleşeceği kaydedilen broşürde, öğrencinin harcadığı çaba oranında başarı gösterememesi durumunda çalışmanın verimsiliğinden söz etmek gerektiği belirtiliyor.

Etkin öğrenme tekniklerinin eğitimde kullanılmasının öğrenciye, katılımcılık, olumlu ve amacına uygun bilgi, tutum ve davranış değişikliği, öğrenilen şeyin yaşantıda kullanımı ve sorun çözücü düşünme yeterlilikleri kazandıracağına işaret edilen broşürde, etkin öğrenme ve verimli ders çalışma konusunda şu önerilerde bulunuluyor:

 

Kardır Yağan Üstümüze Geceden

Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Sezai KARAKOÇ

Mevsimin ilk karıyla uyandık sabaha. Güne bambaşka bir aydınlıkla başladık Bembeyaz, gözleri kamaştıran bir aydınlıkla günaydın dedik eşimize, dostumuza ve sevdiklerimize. Bir yıl aradan sonra hasretle beklediğimiz bir dosta kavuşmanın heyecanını duyduk içimizde ve bu heyecanla mevsimin güzelleğinden lezzet almaya çalıştık alabildiğimizce.

Kimileri içinde sevincini saklayamamış olacak ki karın yağdığını görünce kendini sokağa atıverdi. Vaktin geç olduğuna aldırış etmeksizin caddeler, sokaklar yaşlı, genç, çocuk hemencecik doluverdi. Beyaz örtüsüne bürünmüş toprak, gelinlik giymiş kızlar gibi mahcup bir eda ile alışık olmadığı konuklarına tebessüm ediyordu beyaz örtüsünün altından.

 

Ayva Sarı, Nar Kırmızı Sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

Cahit Sıtkı TARANCI

Sonbahar ayrılık ve hüzün mevsimidir. İlkbaharla birlikte dirilen, yeşeren ağaçlar ve çiçekler sonbaharla birlikte yavaş yavaş ayrılık vaktine hazırlanırlar. Ağaçlar yaz boyunca bütün cömertliğini sergileyip gölgesinde binlerce yorgun misafirini ağırlamış ve onlara esenlik vermiştir. Artık yorgun düşmüş, vazifesini tamamlayıp sararmaya yüz tutmuş yapraklarını dökerler ve yapraklar dalından ayrılır; çiçekler ise sararıp solar gövdelerinden ayrılır, bir daha dirilmek üzere hâk ile yeksan olurlar. Bundan dolayı olsa gerek eskiler sonbahara mevsimi hazan derler, yani sonbaharı hüzün mevsimi bilirler.

Sonbaharın hüznünün yanında görülecek ve sevilecek güzellikleri yok mudur acaba? Tabi ki vardır. Çünkü her mevsimin kendine has güzelliği vardır. Önemli olan bu güzelliği görebilmek, hissedebilmektir. Meselâ Cahit Sıtkı’nın mısralarında ifade ettiği gibi etrafa mis gibi rayihalarını dağıtan sapsarı ayvaların ve üzerine çok şeyler söylenmiş, cennet meyvesi olarak da bilinen kıpkırmızı narların mevsimi olması sonbahara apayrı bir güzellik katmaz mı? Bu meyvelerin dallarında bir sanat harikası gibi ihtişamlı duruşu yalnız ve yalnız sonbaharda temaşa edilmez mi? ve yine bu meyveler en lezzetli haliyle bu mevsimde yenilmez mi? Hele o sarı, kahverengi ve gümüş rengi bir yığın yaprağın yol boyunca oluşturduğu manzaraya ne demeli? Bunların her birisi bir mevsimin sevilmesi için yeterli güzellikler değimlidir?

 
Sayfa 1 > 9

GİRİŞ FORMU



KİMLER ONLİNE

Şuanda 20 konuk çevrimiçi

10 Haziran 2088

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2416
mod_vvisit_counterDün3365
mod_vvisit_counterBu Hafta5781
mod_vvisit_counterBu Ay17685
mod_vvisit_counterTOPLAM256278
Clicky Web Analytics
Zirve100 Toplist Eğitim ve Ögretim