İyi bir başlangıç yarı yarıya başarı demektir.(Andre GİDE)Hayatımız sınavlarla kuşatılmıştır. Hangi kapıyı çalsak, hangi eşiği aşındırsak sınav engeliyle karşılaşırız. Sınav olmakla da bitmez her daim neticesi sorulur. Doğal olarak sınav olunca başarılı olma şartı aranır tabiî ki. Başarı yalnız sınavlarla sınırlı değildir. Başarılı olmak veya başarıyı arzulamak insanın yaradılışında vardır. Herkes konumu gereği neyi yapıyor ve neyle iştigal ediyorsa o alanda başarılı olmak ve kendini göstermek ister. İş adamı işinde, doktor, avukat vb meslek sahipleri kendi alanlarında, öğrenciler ve bilumum sınav ehli de girdikleri sınavlarda kendini ispatlamak, yani kendini göstermek ister. Kendini göstermek, başarılı olmakla mümkündür. Başarının ilk adımı ise öncelikle kendine güven duymaktır. Çünkü her şey kendine güvenle başlar.
Başarı her şeye hazırlıklı olmaktır, hazırlıklı olunmadığında ise başarısızlık kaçınılmazdır. Hiç bir başarı merdiveni eller cepte tırmanılmamıştır. İnsanın arzu ettiği başarıyı yakalayabilmesi için ne yaptığına ve hepsinden önemlisi de kendisini o işi başarmaya zihnen hazırlayıp hazırlamadığına bakmak gerekir. Bu günlerde başarı sınavla ölçülür hale gelmiştir. Sınavlar da derece yapmak başarılı olmakla eşdeğer tutulduğundan insanlar bir yarış içerisine sokulmuştur. Hepimizin malumu ülkemizde bir sınav sürecinin içerisinde yol almaktayız. Geçtiğimiz hafta yapılan OKS ve yarın yapılacak olan ÖSS ve sonraki haftalar devam edecek olan başka sınavlarla bu yolculuk devam edecek. Bütün bu sınavlar yoğun bir çalışma gerektirdiğinden ve neticesinde başarılı olma arzusu duyulduğundan ve sınava girecekler için hayati önem taşıdığından dolayı beraberinde sitres ve kaygı getirir.
Başarısızlıkların çoğu aşırı kaygıdan ve güven duygusunu kaybetmekten dolayı oluşur. Sınava girecek olanlar başarının sıkı çalışma ve dinlenmenin birleşimi olduğunu unutmamalıdır. Bizler sıkı çalışmayı yapıyoruz ama bu iki birleşenin ikincisini ve en önemli aşamasını çoğu zaman ihmal ediyoruz. Son günlere kadar varan çalışmalar uzmanlarında belirttiğine göre başarıyı değil kaygıyı arttırıyor. Demek ki Başarlı olmanın ilk sırrı kendine güven duymak ve maddi, manevi sınava hazırlıklı olmaktır.
Her şeyden önce bilinmelidir ki başarı bir yolculuktur, yol değildir. Bunun için uzun bir yolculuğa çıkıldığı unutulmamalıdır. Yolculuğa çıkarken aldığımız bilet ne ise sınava girmeden önceki yapacağımız hazırlıklar, yani bu yolculuğumuzun selametle geçmesi için yapılan bütün çalışmalar da aynen yolcu bileti gibidir. Huzurlu, güvenli ve selametli bir yolculuk istiyorsak- ki ondan kimsenin şüphesi yok- biletimizi yanımıza almayı ve yolculuk esnasında gerekli olan azığımızı yanımıza almayı ihmal etmemeliyiz.
Başarının dört şartı; istemek, bilmek, cesaret etmek ve susmaktır. Bu dört şattan ilkini zaten sınava girme düşüncesiyle talep etmiş oluyoruz. Fakat burada istemekten maksat neyi, ne kadar istediğimizdir. Bilmek ise isteklerimizin gerçekleşmesi için gösterilen çabaların tamamıdır. Bir yönüyle bizi başarıya götürecek yolda rahat ettirecek, her türlü bela ve musibetlerden kurtaracak hazırlığımızdır. Yani bu yolculuktaki fiili duamızdır. Sonraki aşama cesarettir. Bütün zorlukları göğüsleyerek bu yolculuğu göze almaktır. En sonuncu şart susmaktır ki bu da kişinin tevekkülüdür. Diğer bir ifadeyle kişinin elinden gelen her şeyi yapması, ondan sonrasını Rabbinden istemesi demektir.
İşte bütün bu şartları hakkıyla yerine getiren herkesin gireceği bütün sınavlarda başarısı kaçınılmazdır. Yeter ki herkes başarmak konusunda kararlı olsun, başarılı olmayı istesin, istemeyi dahi istemeyi verenden isteyebilsin. Kendisi dahi imtihan olan dünyanın içindeki imtihanları kazanmak için bile imtihan sırrına ermek ve o sırra vakıf olmak gerekli değil midir? O sır ki Yunus’un dediği gibi “Seni sen eden varlık yine sendedir sende” acaba kalbimizde mi gizli. Yoksa bilinmek istedim insanı yarattım hakikatiyle insanın kendisini bilmesi, kendisini bulması mıdır? Bilemiyorum .Herkese gireceği bütün sınavlarda başarılar diliyorum.Her şey gönlünüzce olsun…



















