Home

ÖLÜM BİZE NE YAKIN

N ’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatı olacak.
Taht misali o musalla taşında.
CAHİT SITKI TARANCI

Ölüm, sonsuzluğa giden bir yoldur. Varılacak son menzil, hakkın emri bir hakikattir. Ölüm, her nefsin tadacağı, Rabbine kavuşacağı ve Rabbiyle göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha kısa bir sürede buluşacağı gizli bir andır. Nerde, nasıl, kaç yaşında geleceği belli olmayan gizli bir an.

Ölümü hep başkalarına yakıştırır insan. Onun içindir ki çok yakını değilse pek üzülmez ölüne. Ölümün kendisi ürperticidir ama çoğu zaman ölümler gaflete düşmüş bir kalpte tesirli bir sarsıntı oluşturmaz. Çünkü ateş düştüğü yeri yakar, düştüğü yerde söndürülemez kor bırakır. Hele anne veya baba ise ölen bu korun etkisi hayat boyu sürer. Her ölüm haberinde bir defa daha tazelenir bu acı. Evlat ölümü ise dayanılacak gibi değildir anlatıldığına göre.

Ölümün insanda bıraktığı etki ölen kişiyle yakınlığı nispetindedir demiştik. Demiştik ama sevilen bir dostun onun bir yakınının ölüm haberi de sarsar insanı. Öyle bir sarsar ki anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Hele bu acıyı daha önce yüreğinde duymuş biriyse acısı bir kere daha yenilenir insanın. Böyle bir anda tutunacak bir dal, sarılacak bir dost arar insan. Teselli edilmeyi ister, acısının paylaşılmasını ister, sevdiklerini yanında görmek ister. Çünkü bu tesellilerle acısı hafifler, bu tesellilerle gerçek dostla, sahte dostu ayırt eder. Bir gaye için beraber koşturdukları dostlarını yanın da göremez ise, yakınlıklarını hissedemez ise Onların vefasızlığıyla bir defa daha yıkılır, bir defa daha sarılarak iki büklüm olur. Uzaktan utanma belası yapılan başsağlığı dilekleri de dindirmeye yetmez bu acıyı. Hele bir de garipsen duyan bile olmaz yakınını kaybettiğini. Yunus’un dememiş mi “Bir garip ölmüş diyeler/Üç gün sonra duyalar/ Soğuk su ile yuyalar/şöyle garip bencileyin.” Diye.

Bir de âlimlerin ve genç yaşta ölenlerin ölümü vardır ki bunların acısı daha başkadır ve umumidir. Âlimin ölümü âlemin ölümüne eş tutulmuş dinimizce. Çünkü onların ışığıyla aydınlanırız hem bu dünyada hem öbür dünyada. Onlardır bizim rehberimiz, mihmandarımız. Onlar sonsuzluğa giden yolun karanlık dehlizlerinde kaybolup gitmemizi önlemişlerdir. Bütün insanlığın kurtuluşa ve huzura ermesi için cehaletle savaşmışlardır. Çünkü onlar kendileri için yaşamamış adanmış ruhlardır. Onlar yaşatmak için yaşamış, ölümü gülerek karşılamış insanlardır. Onun için âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir, toplumun tamamını etkiler ve üzer. Onlar bedenen ölmüş olsalar bile dünya var oldukça hep yaşarlar.

İnsana ötelerden bir haber olan ölüm bir an bile akıldan çıkarılmamalı, ölen her kim olursa olsun ölüm haberi kalpleri sarsmalı ve bizlere “Acaba bizim kapımızı ne zaman çalacak bu kutlu misafir” sorusunu hatırlatmalıdır. İnsan böyle kutlu bir misafirin her an kapısını çalacağından haberdar olmalı, ona göre de hazırlığını yapmalı ve “ölüm bize ne yakın, bize ne uzak ölüm/ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm” diyebilmelidir. Diyebilmeli ve ölümden de korkmamalıdır. Çünkü ölüm bir yokluk değil sonsuz bir hayatın başlangıcıdır. Necip Fazılın “Ölüm ne güzel şey o dur perde arkasından haber/Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber ” ifadesinde vurguladığı gibi ölüm güzel bir şeydir. Hem öyle olmasaydı insanlığın iftihar tablosu, kâinatın efendisi ölür müydü? O öldüyse demek ki ölüm güzeldir. Ama Onun yolunda olanlara, onun gibi yaşayanlara güzeldir. İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle dirilir. Güzel yaşamak, güzel atlara binip gitmek temennisiyle…

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile